<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[HALK İLETİŞİM - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.halkiletisim.net/</link>
		<description><![CDATA[HALK İLETİŞİM - http://www.halkiletisim.net]]></description>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 21:39:25 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[KİM NASIL KİMİ]]></title>
			<link>http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3483</link>
			<pubDate>Tue, 26 Aug 2008 16:38:29 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3483</guid>
			<description><![CDATA[KİM KİMİ SEVER?<br />
<br />
Beyaz karayı, sinek yarayı, zengin parayı,<br />
<br />
Yemek tuzu, rakı buzu, maymun muzu,<br />
 <br />
Ördek kazı, güzel nazı, aşık sazı sever... <br />
<br />
Kuş darıyı, çiçek arıyı, erkek karıyı,<br />
<br />
Ana çocuğu, çoban gocuğu, yumurta sucuğu,<br />
<br />
Ocak közü, kirpik gözü, ozan sözü sever...<br />
<br />
Garip sılayı, yiğit halayı, tencere kalayı,<br />
<br />
Davul zurnayı, avcı turnayı, deve hurmayı,<br />
<br />
Alın kelini, cömert elini, cimri dilini sever... <br />
 <br />
Çöl yağmuru, çizme çamuru, oklava hamuru,<br />
 <br />
Tembel yatmayı, geveze atmayı, pazarcı satmayı,<br />
<br />
Şişe tıpayı, şarap kupayı, eşek sopayı sever...<br />
<br />
Ebe bebeği, kahve dibeği, çengi göbeği,<br />
<br />
Memur masayı, ermiş asayı, hakim yasayı,<br />
<br />
Haylaz döveni, dalkavuk öveni, hergele söveni sever...<br />
<br />
Sarhoş dostunu, ayı postunu, yaşlı bastonu,<br />
<br />
Hatip lafı, suçlu affı, açıkgöz safı,<br />
<br />
Orman çamı, kedi damı, işçi zammı sever...<br />
<br />
Mektup pulu, zampara dulu,<br />
<br />
Tanrı kulu sever de..<br />
<br />
Sen?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[KİM KİMİ SEVER?<br />
<br />
Beyaz karayı, sinek yarayı, zengin parayı,<br />
<br />
Yemek tuzu, rakı buzu, maymun muzu,<br />
 <br />
Ördek kazı, güzel nazı, aşık sazı sever... <br />
<br />
Kuş darıyı, çiçek arıyı, erkek karıyı,<br />
<br />
Ana çocuğu, çoban gocuğu, yumurta sucuğu,<br />
<br />
Ocak közü, kirpik gözü, ozan sözü sever...<br />
<br />
Garip sılayı, yiğit halayı, tencere kalayı,<br />
<br />
Davul zurnayı, avcı turnayı, deve hurmayı,<br />
<br />
Alın kelini, cömert elini, cimri dilini sever... <br />
 <br />
Çöl yağmuru, çizme çamuru, oklava hamuru,<br />
 <br />
Tembel yatmayı, geveze atmayı, pazarcı satmayı,<br />
<br />
Şişe tıpayı, şarap kupayı, eşek sopayı sever...<br />
<br />
Ebe bebeği, kahve dibeği, çengi göbeği,<br />
<br />
Memur masayı, ermiş asayı, hakim yasayı,<br />
<br />
Haylaz döveni, dalkavuk öveni, hergele söveni sever...<br />
<br />
Sarhoş dostunu, ayı postunu, yaşlı bastonu,<br />
<br />
Hatip lafı, suçlu affı, açıkgöz safı,<br />
<br />
Orman çamı, kedi damı, işçi zammı sever...<br />
<br />
Mektup pulu, zampara dulu,<br />
<br />
Tanrı kulu sever de..<br />
<br />
Sen?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[YILIN HAZIR CVP ÖDÜLLERİ]]></title>
			<link>http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3482</link>
			<pubDate>Tue, 26 Aug 2008 16:25:01 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3482</guid>
			<description><![CDATA[Mansiyon<br />
 <br />
Hava Yollarında yemek servisi zamanı. Hostes en öndeki adama kibarca gülümseyerek sordu:<br />
- Yemek ister misiniz efendim?<br />
Kendini lokantada zanneden yolcu servis masasına baktı:<br />
- Seçeneklerim neler?<br />
Hostes yine kibarca gülümseyerek seçenekleri sundu:<br />
- Evet veya hayır.<br />
  <br />
3 üncü<br />
 <br />
Bir alışveriş merkezindeyiz. Yaşlı bir hanım tavuk reyonunda bir türlü istediği kadar büyük bir tavuk bulamayınca, onu izleyen reyon görevlisine söylendi:<br />
- Bu tavukların daha büyük olmaları mümkün değil mi?<br />
Görevli tonton teyzeye takılmadan edemedi:<br />
- Mümkün değil teyze, onlar ölü.<br />
  <br />
2 nci<br />
 <br />
Kamyon sürücüsü "dikkat, alçak köprü" ikaz levhasını fark ettiğinde iş işten çoktan geçmişti. Olanca hızıyla üst köprüye bindirdi ve orada sıkıştı kaldı. Arkasında kilometrelerce araç kuyruğu oluştuktan sonra trafik/kurtarma ekibi nihayet geldi. Kurtarıcı işine başlarken polis de gözleri sıkışmış kamyonda, sürücüye yaklaşarak söze girmiş olmak için sordu:<br />
- Köprüye sıkıştınız, he?<br />
Sürücü canı burnunda homurdandı:<br />
- Yo, köprü taşıyordum, mazotum bitti.<br />
 <br />
1 inci<br />
 <br />
Trafik kuralı ihlali yapan kimsenin çıkmadığı uzun bir nöbetin sonunda polis nihayet aşırı hız yapan bir aracı durdurdu. Sürücü camı açtı. Ruhsat ve ehliyetini uzattı. Polis ceza makbuzunu cebinden çıkarırken keyifle gülümsedi.<br />
- Sizi bütün gün bekledim.<br />
Sürücü nasıl olsa cezamı öyle ya da böyle çekeceğim rahatlığıyla, iç çekerek cevap verdi.<br />
- Anlıyorum memur bey. Elimden geldiği kadar hızlı gelmeye çalıştım ben de.<br />
Polis, dakikalar süren gülmesi kesilmeyince adama eliyle git, git işareti yaptı ve adam cezadan kurtuldu.<br />
<br />
Buna ne dersiniz?<br />
 <br />
Sabaha karşı şehirlerarası yolda, orta refüjü geçerek karşı şeride geçip, şans eseri hiçbir araca çarpmadan duran arkadaşım ve eşine, olay yerine gelen polisin sorduğu "Aracı kim kullanıyordu?" sorusuna arkadaşımın verdiği cevap:<br />
- Bilmem, ikimiz de uyuyorduk....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Mansiyon<br />
 <br />
Hava Yollarında yemek servisi zamanı. Hostes en öndeki adama kibarca gülümseyerek sordu:<br />
- Yemek ister misiniz efendim?<br />
Kendini lokantada zanneden yolcu servis masasına baktı:<br />
- Seçeneklerim neler?<br />
Hostes yine kibarca gülümseyerek seçenekleri sundu:<br />
- Evet veya hayır.<br />
  <br />
3 üncü<br />
 <br />
Bir alışveriş merkezindeyiz. Yaşlı bir hanım tavuk reyonunda bir türlü istediği kadar büyük bir tavuk bulamayınca, onu izleyen reyon görevlisine söylendi:<br />
- Bu tavukların daha büyük olmaları mümkün değil mi?<br />
Görevli tonton teyzeye takılmadan edemedi:<br />
- Mümkün değil teyze, onlar ölü.<br />
  <br />
2 nci<br />
 <br />
Kamyon sürücüsü "dikkat, alçak köprü" ikaz levhasını fark ettiğinde iş işten çoktan geçmişti. Olanca hızıyla üst köprüye bindirdi ve orada sıkıştı kaldı. Arkasında kilometrelerce araç kuyruğu oluştuktan sonra trafik/kurtarma ekibi nihayet geldi. Kurtarıcı işine başlarken polis de gözleri sıkışmış kamyonda, sürücüye yaklaşarak söze girmiş olmak için sordu:<br />
- Köprüye sıkıştınız, he?<br />
Sürücü canı burnunda homurdandı:<br />
- Yo, köprü taşıyordum, mazotum bitti.<br />
 <br />
1 inci<br />
 <br />
Trafik kuralı ihlali yapan kimsenin çıkmadığı uzun bir nöbetin sonunda polis nihayet aşırı hız yapan bir aracı durdurdu. Sürücü camı açtı. Ruhsat ve ehliyetini uzattı. Polis ceza makbuzunu cebinden çıkarırken keyifle gülümsedi.<br />
- Sizi bütün gün bekledim.<br />
Sürücü nasıl olsa cezamı öyle ya da böyle çekeceğim rahatlığıyla, iç çekerek cevap verdi.<br />
- Anlıyorum memur bey. Elimden geldiği kadar hızlı gelmeye çalıştım ben de.<br />
Polis, dakikalar süren gülmesi kesilmeyince adama eliyle git, git işareti yaptı ve adam cezadan kurtuldu.<br />
<br />
Buna ne dersiniz?<br />
 <br />
Sabaha karşı şehirlerarası yolda, orta refüjü geçerek karşı şeride geçip, şans eseri hiçbir araca çarpmadan duran arkadaşım ve eşine, olay yerine gelen polisin sorduğu "Aracı kim kullanıyordu?" sorusuna arkadaşımın verdiği cevap:<br />
- Bilmem, ikimiz de uyuyorduk....]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kapı çalar...]]></title>
			<link>http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3481</link>
			<pubDate>Wed, 20 Aug 2008 15:11:11 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3481</guid>
			<description><![CDATA[Kapı çalar...<br />
Sabahın erken saatlerinde. Açarsınız. Sütçünüzdür gelen. Sütçünün litreliğinden kabınıza dökülen beyazlıkta sabahın güzelliğine kavuşursunuz. Gözünüzde pırıl pırıl bir sabah kahvaltısı canlanır.<br />
İçinizden "Bugün kahvaltıyı bahçede yapalım" diye geçirirsiniz.<br />
<br />
Kapı çalar...<br />
Kapıya koşarsınız. Yıllardır görmediğiniz bir dost gelmiştir. Sevinirsiniz. Sohbetleriniz saatler boyu hatta bütün gün sürer. "Yaşamak ne güzel" dersiniz içinizden. Hele böyle dostlar varken.<br />
<br />
Kapı çalar...<br />
Dürbünden bakarsınız. Kimseyi göremezsiniz. Dönüp yeniden koltuğa gömülürsünüz. Bir daha çalar. Bakarsınız, yine kimse yok. Tam o sırada bir daha çalınca kapıyı açarsınız. Komşunuzun oğlu, elindeki sopayla zile uzanmakta. Meğer tuzları bitmiş. İçeriden tuz getirirken kendi kendinize söylenirsiniz. "Elbette göremem. Keratanın boyu bir metre." Bu küçük hadise neşelendiriverir ortalığı. Kapının her çalışında sanki mutluluğa koşmaktasınız. Huzur tüter gözlerinizden. Her sessizlikte kulaklarınız zil sesi arar...  <br />
<br />
Ve kapı çalmaz...<br />
O gün en büyük misafiriniz gelir. Adeta kapıyı kırmıştır. Alıp gider sizi, şaşırırsınız. "Niye haber vermedi?" diye içinizden geçirirken; "Doğduğundan beri zile basmaktayım" der. Bir şeyler söylemek istersiniz o an. Ama o andan sonra diliniz dönmez.<br />
<br />
Ölüm sessiz sedasız gelivermiştir... ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kapı çalar...<br />
Sabahın erken saatlerinde. Açarsınız. Sütçünüzdür gelen. Sütçünün litreliğinden kabınıza dökülen beyazlıkta sabahın güzelliğine kavuşursunuz. Gözünüzde pırıl pırıl bir sabah kahvaltısı canlanır.<br />
İçinizden "Bugün kahvaltıyı bahçede yapalım" diye geçirirsiniz.<br />
<br />
Kapı çalar...<br />
Kapıya koşarsınız. Yıllardır görmediğiniz bir dost gelmiştir. Sevinirsiniz. Sohbetleriniz saatler boyu hatta bütün gün sürer. "Yaşamak ne güzel" dersiniz içinizden. Hele böyle dostlar varken.<br />
<br />
Kapı çalar...<br />
Dürbünden bakarsınız. Kimseyi göremezsiniz. Dönüp yeniden koltuğa gömülürsünüz. Bir daha çalar. Bakarsınız, yine kimse yok. Tam o sırada bir daha çalınca kapıyı açarsınız. Komşunuzun oğlu, elindeki sopayla zile uzanmakta. Meğer tuzları bitmiş. İçeriden tuz getirirken kendi kendinize söylenirsiniz. "Elbette göremem. Keratanın boyu bir metre." Bu küçük hadise neşelendiriverir ortalığı. Kapının her çalışında sanki mutluluğa koşmaktasınız. Huzur tüter gözlerinizden. Her sessizlikte kulaklarınız zil sesi arar...  <br />
<br />
Ve kapı çalmaz...<br />
O gün en büyük misafiriniz gelir. Adeta kapıyı kırmıştır. Alıp gider sizi, şaşırırsınız. "Niye haber vermedi?" diye içinizden geçirirken; "Doğduğundan beri zile basmaktayım" der. Bir şeyler söylemek istersiniz o an. Ama o andan sonra diliniz dönmez.<br />
<br />
Ölüm sessiz sedasız gelivermiştir... ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kuyrugunu DikTutan Fare]]></title>
			<link>http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3480</link>
			<pubDate>Wed, 13 Aug 2008 21:33:49 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3480</guid>
			<description><![CDATA[Kuyruğunu Dik Tutan Fare <br />
Ormanın birinde sürekli diğer hayvanlara musallat olan bir fare yaşamaktadır. Fareden çok çeken hayvanlar günün birinde toplanır ve ondan kurtulma görevini "ezeli düşmanı" kediye verir. Farenin peşine düşen kedi onu bir ağacın altında olacaklardan habersiz beklerken görür, usta bir avcı gibi sessizce yaklaşır arkasından. Pençesini kaldırır, ama kedinin gölgesini gören fare şimşek hızıyla fırlar. Hızlı bir kovalamaca sonunda düz bir ovaya gelirler. Sağına soluna bakan fare kaçacak yer olmadığını görür. <br />
<br />
Tek çare, düz ovanın ortasında yalnız başına otlamakta olan inektir. Nefes nefese ineğin yanına doğru koşar ve başlar yalvarmaya. Fareden az çekmeyen inek önce yardım etmek istemez ama yalvarmalarına fazla dayanamaz ve onu saklamaya razı olur. "Peki, peki. Uzatma da geç şöyle arkama" der inek. <br />
<br />
Fare arkasına geçince inek pisliğini üzerine bırakır. Fare pisliğin içinde kaybolur, ancak dik kuyruğu dışarıda kalmıştır. Kuyruğu gören kedi hemen ineğin yanına gelir. Kuyruğundan tuttuğu gibi fareyi pislikten çıkarır ve oracıkta yer. <br />
<br />
1. Üzerinize her pislik atan düşmanınız değildir. <br />
2. Sizi pislikten çıkaran herkes dostunuz değildir.<br />
3. Boğazınıza kadar pisliğe gömülmüşseniz, kuyruğunuzu fazla dik tutmayın.<br />
<br />
Bilgeliğe ulaşanlar, yaşadıkları olaylardan ders çıkaranlardır. <br />
<br />
<br />
(Oğuz Saygın)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kuyruğunu Dik Tutan Fare <br />
Ormanın birinde sürekli diğer hayvanlara musallat olan bir fare yaşamaktadır. Fareden çok çeken hayvanlar günün birinde toplanır ve ondan kurtulma görevini "ezeli düşmanı" kediye verir. Farenin peşine düşen kedi onu bir ağacın altında olacaklardan habersiz beklerken görür, usta bir avcı gibi sessizce yaklaşır arkasından. Pençesini kaldırır, ama kedinin gölgesini gören fare şimşek hızıyla fırlar. Hızlı bir kovalamaca sonunda düz bir ovaya gelirler. Sağına soluna bakan fare kaçacak yer olmadığını görür. <br />
<br />
Tek çare, düz ovanın ortasında yalnız başına otlamakta olan inektir. Nefes nefese ineğin yanına doğru koşar ve başlar yalvarmaya. Fareden az çekmeyen inek önce yardım etmek istemez ama yalvarmalarına fazla dayanamaz ve onu saklamaya razı olur. "Peki, peki. Uzatma da geç şöyle arkama" der inek. <br />
<br />
Fare arkasına geçince inek pisliğini üzerine bırakır. Fare pisliğin içinde kaybolur, ancak dik kuyruğu dışarıda kalmıştır. Kuyruğu gören kedi hemen ineğin yanına gelir. Kuyruğundan tuttuğu gibi fareyi pislikten çıkarır ve oracıkta yer. <br />
<br />
1. Üzerinize her pislik atan düşmanınız değildir. <br />
2. Sizi pislikten çıkaran herkes dostunuz değildir.<br />
3. Boğazınıza kadar pisliğe gömülmüşseniz, kuyruğunuzu fazla dik tutmayın.<br />
<br />
Bilgeliğe ulaşanlar, yaşadıkları olaylardan ders çıkaranlardır. <br />
<br />
<br />
(Oğuz Saygın)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sadece Dogum Tarihinizi Girin!!]]></title>
			<link>http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3479</link>
			<pubDate>Wed, 13 Aug 2008 21:23:08 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3479</guid>
			<description><![CDATA[<br />
Linkler sadece üyeler içindir<br />
Üye iseniz  buradan giriş yapın , üye değilseniz buradan kayıt olun <br />
<br />
<br />
<br />
bakın neler cıkacak karsınıza;)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
Linkler sadece üyeler içindir<br />
Üye iseniz  buradan giriş yapın , üye değilseniz buradan kayıt olun <br />
<br />
<br />
<br />
bakın neler cıkacak karsınıza;)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[wepcam]]></title>
			<link>http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3478</link>
			<pubDate>Sun, 10 Aug 2008 10:16:53 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3478</guid>
			<description><![CDATA[merhaba arkadaşlar ben msn'de wepcam açtığım an ekran hemen donuyor neden acaba  şimdiden teşükkürler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[merhaba arkadaşlar ben msn'de wepcam açtığım an ekran hemen donuyor neden acaba  şimdiden teşükkürler.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Schumacher Monza testine katılacak]]></title>
			<link>http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3477</link>
			<pubDate>Wed, 06 Aug 2008 12:42:22 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3477</guid>
			<description><![CDATA[Yedi kez F1 dünya şampiyonu Michael Schumacher, son altı yarıştan sadece birini kazanan eski takımı Ferrari ile ay sonunda Monza testine katılacak.<br />
<br />
Formula 1'in yaşayan efsanesi Michael Schumacher, 27-29 Ağustos tarihlerinde Monza'da test döneminde pistlere dönecek.<br />
 <br />
Alman medyası, son altı yarıştan sadece birini kazanan Ferrari'nin, Belçika ve İtalya yarışları öncesinde Schumacher'in deneyiminden faydalanarak sezon sonuna daha güçlü girmeyi hedeflediğini belirtiyor.<br />
 <br />
2006 sonunda emekli olan Schumacher, halen Ferrari'de yarı zamanlı danışman olarak çalışıyor ve bazen test sürüşlerine katılıyor. Ancak eski F1 pilotu, pistlere dönmeyi düşünmediğini birçok kez dile getirdi.<br />
 <br />
Vodafone McLaren Mercedes'in şampiyona lideri pilotu Lewis Hamilton, Schumacher'in teste katılmasını, kendisi için kompliman olarak gördüğünü söyledi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yedi kez F1 dünya şampiyonu Michael Schumacher, son altı yarıştan sadece birini kazanan eski takımı Ferrari ile ay sonunda Monza testine katılacak.<br />
<br />
Formula 1'in yaşayan efsanesi Michael Schumacher, 27-29 Ağustos tarihlerinde Monza'da test döneminde pistlere dönecek.<br />
 <br />
Alman medyası, son altı yarıştan sadece birini kazanan Ferrari'nin, Belçika ve İtalya yarışları öncesinde Schumacher'in deneyiminden faydalanarak sezon sonuna daha güçlü girmeyi hedeflediğini belirtiyor.<br />
 <br />
2006 sonunda emekli olan Schumacher, halen Ferrari'de yarı zamanlı danışman olarak çalışıyor ve bazen test sürüşlerine katılıyor. Ancak eski F1 pilotu, pistlere dönmeyi düşünmediğini birçok kez dile getirdi.<br />
 <br />
Vodafone McLaren Mercedes'in şampiyona lideri pilotu Lewis Hamilton, Schumacher'in teste katılmasını, kendisi için kompliman olarak gördüğünü söyledi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bush'un hayatını anlatan film: &quot;W&quot;]]></title>
			<link>http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3476</link>
			<pubDate>Wed, 06 Aug 2008 12:36:32 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3476</guid>
			<description><![CDATA[ABD Başkanı George W. Bush'un yaşamı ve başkanlık sürecini anlatan ''W'' 14 Kasım'da gösterilmeye başlanacak.<br />
<br />
Oscar ödüllü yönetmen Oliver Stone imzasını taşıyan filmin senaryosunu Stone, Stanley Weiser ile birlikte yazdı.<br />
 <br />
George W. Bush rolünde Josh Brolin'in kamera karşısına geçtiği filmde Elizabeth Banks (ABD'nin First Lady'si Laura Bush), Thandie Newton (ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice), Ioan Gruffudd (İngiltere Başbakanı Tony Blair), Richard Dreyfuss (Dick Cheney), James Cromwell (Baba Bush), Scott Glenn (Donald Rumsfeld), Ellen Burstyn (Anne Bush), Noah Wyle (Donald Evans), Jeffrey Wright (Colin Powell), Rob Corddry (Ari Fleischer), Toby Jones (Karl Rove) ve Jennifer Spies (Susie Evans) rol aldı.<br />
 <br />
Film, ABD'de, başkanlık seçimleri öncesinde 17 Ekimde gösterime girecek Üç perdeden oluşacak filmin birinci perdesinde Bush'un gençlik yılları konu edilecek, ikinci perdede kişisel ve dinsel dönüşüm süreci izlenecek ve kendisi gibi ABD Başkanı olan babasının gölgesinden kurtularak ülkenin en güçlü insanı konumuna gelişi anlatılacak, son perdede ise Irak'ı işgaline yer verilecek.<br />
 <br />
George W. Bush rolünde izleyicilerin karşısına çıkacak Josh Brolin, Bush'un Teksas eyaletine özgü yerel şivesi üzerinde aylarca çalıştı.<br />
 <br />
Teksas'taki otelleri arayarak, rezervasyon masası görevlileriyle konuşan ve onların şivesini anlamaya çalışan Brolin, ayrıca Bush'un yürümeta rzını iyice anlamak için Bush videoları seyretti.<br />
 <br />
Film nasıl doğdu?<br />
 <br />
Yönetmen Oliver Stone, "W"den önce ABD ordusunun Vietnam'daki My Lai Katliamı ile ilgili olarak yaptığı soruşturmayı konu alan "Pinkville"adlı bir filmi yönetecekti. Ancak senaryo yazarlarının grevi ve baş  rolde oynayacak olan Bruce Willis'in çekimlere kısa süre kala çekilmesi üzerine "Pinkville" projesi iptal edildi.<br />
 <br />
Oliver Stone bunun üzerine ABD Başkanı George W. Bush'un yaşamı ve başkanlık dönemini konu alan bir film üzerine odaklandı. Elinde Stanley Weiser'ın senaryo yazarları grevinden önce yazdığı bir senaryo taslağı vardı. Stanley Weiser ve Oliver Stone, birlikte araştırmaya başlayarak Bush üzerine yazılmış 17 kitabı okudu.<br />
 <br />
"W" filminin finansmanı bazı Çinli, Alman ve Avustralyalı fonların katılımıyla bağımsız olarak sağlandı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ABD Başkanı George W. Bush'un yaşamı ve başkanlık sürecini anlatan ''W'' 14 Kasım'da gösterilmeye başlanacak.<br />
<br />
Oscar ödüllü yönetmen Oliver Stone imzasını taşıyan filmin senaryosunu Stone, Stanley Weiser ile birlikte yazdı.<br />
 <br />
George W. Bush rolünde Josh Brolin'in kamera karşısına geçtiği filmde Elizabeth Banks (ABD'nin First Lady'si Laura Bush), Thandie Newton (ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice), Ioan Gruffudd (İngiltere Başbakanı Tony Blair), Richard Dreyfuss (Dick Cheney), James Cromwell (Baba Bush), Scott Glenn (Donald Rumsfeld), Ellen Burstyn (Anne Bush), Noah Wyle (Donald Evans), Jeffrey Wright (Colin Powell), Rob Corddry (Ari Fleischer), Toby Jones (Karl Rove) ve Jennifer Spies (Susie Evans) rol aldı.<br />
 <br />
Film, ABD'de, başkanlık seçimleri öncesinde 17 Ekimde gösterime girecek Üç perdeden oluşacak filmin birinci perdesinde Bush'un gençlik yılları konu edilecek, ikinci perdede kişisel ve dinsel dönüşüm süreci izlenecek ve kendisi gibi ABD Başkanı olan babasının gölgesinden kurtularak ülkenin en güçlü insanı konumuna gelişi anlatılacak, son perdede ise Irak'ı işgaline yer verilecek.<br />
 <br />
George W. Bush rolünde izleyicilerin karşısına çıkacak Josh Brolin, Bush'un Teksas eyaletine özgü yerel şivesi üzerinde aylarca çalıştı.<br />
 <br />
Teksas'taki otelleri arayarak, rezervasyon masası görevlileriyle konuşan ve onların şivesini anlamaya çalışan Brolin, ayrıca Bush'un yürümeta rzını iyice anlamak için Bush videoları seyretti.<br />
 <br />
Film nasıl doğdu?<br />
 <br />
Yönetmen Oliver Stone, "W"den önce ABD ordusunun Vietnam'daki My Lai Katliamı ile ilgili olarak yaptığı soruşturmayı konu alan "Pinkville"adlı bir filmi yönetecekti. Ancak senaryo yazarlarının grevi ve baş  rolde oynayacak olan Bruce Willis'in çekimlere kısa süre kala çekilmesi üzerine "Pinkville" projesi iptal edildi.<br />
 <br />
Oliver Stone bunun üzerine ABD Başkanı George W. Bush'un yaşamı ve başkanlık dönemini konu alan bir film üzerine odaklandı. Elinde Stanley Weiser'ın senaryo yazarları grevinden önce yazdığı bir senaryo taslağı vardı. Stanley Weiser ve Oliver Stone, birlikte araştırmaya başlayarak Bush üzerine yazılmış 17 kitabı okudu.<br />
 <br />
"W" filminin finansmanı bazı Çinli, Alman ve Avustralyalı fonların katılımıyla bağımsız olarak sağlandı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[DNS açığına karşı nasıl korunabilirsiniz?]]></title>
			<link>http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3475</link>
			<pubDate>Wed, 06 Aug 2008 12:34:04 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3475</guid>
			<description><![CDATA[TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü'nde (UEKAE) görevli uzman araştırmacı Can Bican internetin temel protokollerinden DNS (Alan Adı Sistemi) protokolünde bulunan açıktan korunmanın yollarını anlattı.<br />
<br />
Can Bican, kullanıcılara bilgisayarlarındaki gerekli güncellemeleri yapmaları, risk altında olan, güncellemesi olmayan ucuz ADSL modemleri kullanmamaları uyarısında bulundu.<br />
 <br />
Can Bican, AA muhabirine yaptığı açıklamada, internetin temel protokollerinden DNS protokolü açığının bir süre önce Ian Green adlı bir öğrenci tarafından farkedildiğini, ancak Dan Kaminsky'nin açığın pratik uygulamasını fark ederek yamaların yayımlandığını 9 Temmuz 2008 tarihinde duyurduğunu ifade etti.<br />
<br />
DNS protokolü açığının belli başlı ürünler için çözülmüş olmasına rağmen, açıklığı suistimal edebilecek saldırı araçlarının ortaya çıkması ve tüm ağ ve bilgisayar markaları tarafından hala çözümlerin sunulmamış olduğunu belirten Bican, "Tüm bu nedenlerle uzunca bir süre güvenlik açısından bir sorun olmaya devam edecek gibi görünmektedir" diye konuştu.<br />
<br />
Bican, DNS kullanılmaya başladığından beri sistemlerde çeşitli şekillerde gerçekleşebilen önbellek saldırılarının, herhangi bir internet adresinin sorgusu yapıldığında asıl yanıt vermesi beklenen DNS sunucusundan önce saldırganın yanıt vermesi esasına dayandığını belirtti.<br />
 <br />
Bu tür saldırılarda internet kullanıcılarının bağlanmak istedikleri adresin dışında korsanların adresine bağlandığını kaydeden Bican, "Bu saldırılar, özellikle internet üzerinden ticaret yapılan sitelerde şifrelerin tespitine kadar varan bir takım sorunlar<br />
doğurabilmektedir" dedi.<br />
<br />
Ev kullanıcıları ne yapmalı?<br />
<br />
Söz konusu saldırılardan korunmak için ev kullanıcılarının öncelikle sistem güncellemelerini zamanında yapmaları uyarısında bulunan Bican, "Risk altında olan, güncellemesi kolay olmayan ya da hiç bulunmayan ucuz ADSL modem gibi cihazların kullanılması sakınca oluşturabilir" diye konuştu.<br />
<br />
Ev kullanıcılarının herhangi bir internet adresinden ya da mail yoluyla gelen bilgilendirmelerde dikkatli olmaları gerektiğini belirten Bican, bu tip durumlarda saldırılara maruz kalınabileceğini kaydetti.<br />
<br />
Kullanıcıların bilgisayarlarında virüs tarayıcı gibi güvenlik programlarının yüklü olmasını ve güncellemelerin zamanında yapılması gerektiğini anlatan Bican,bu programların aktif ve güncel tutulması gerektiğini belirterek, "(Makineyi yavaşlatıyor) diye kapatılmaları da çeşitli riskler oluşturabiliyor" dedi.<br />
<br />
Kurumsal kullanıcılara uyarılar<br />
<br />
Kurumsal kullanıcıların özellikle sistemlerde özyinelemeli DNS sunucularının hepsinin yamanması gerektiğini dile getiren Bican, başta ADSL modem, access point cihazları gibi gömülü sistemlerde güncellemenin donanımca mümkün olmaması ya da güncelleme imkanının bulunmaması ve bazı markaların henüz sorunun çözümünde adım atmamasından dolayı, yamanın mümkün olmadığı durumlarda da bazı önlemler alınabileceğini söyledi. Bican, bu önlemleri şöyle özetledi:<br />
<br />
"Sunuculara özyinelemeli sorgu yapacak sistemler sınırlandırılarak saldırı kaynakları azaltılabilir. Saldırının gerçekleşmesi için IP aldatma tekniği kullanılması gerektiğinden, sahte IP adreslerinin filtrelenmesi gerekiyor.<br />
 <br />
Erişimin ve trafiğin engellenmesi gibi önlemlerle birlikte, hem istemci hem de sunucu tarafında yerel önbellekler kullanılarak, internet üzerindeki açıklığı olan sunuculara yapılan saldırılardan yerel ağdaki kullanıcıların en az düzeyde etkilenmesi sağlanmalı. Güvenilmeyen sistemlerden gelen, özyineleme gerektiren sorgular engellenmeli."<br />
<br />
Bican, ev kullanıcılarında olduğu gibi kurumsal ağda da güncellemesi olmayan ya da hiç bulunmayan ADSL modem gibi cihazlara erişimin gözden geçirilmesi gerektiğini kaydetti.<br />
<br />
İnternetin sağlıklı çalışması için kritik protokollerden olan DNS'in uygulanmasında bulunan açıklığın çok ciddi olduğunu yineleyen Bican, sözlerini şöyle tamamladı:<br />
<br />
"Başarılı bir saldırı sonrasında bu DNS sunucuları kullanan kurbanlar istekte bulundukları sayfalar yerine saldırganların belirlemiş olduğu sayfalara yönlendirilebilmektedir. Açıklık kapatılması için yaygın yazılım üreticileri tarafından çıkartılan yamaların uygulanmasını tavsiye ediyoruz.<br />
<br />
Yamalar uygulanamıyorsa veya yama mevcut değilse bu sunuculara erişimin kısıtlanması, internetten doğrudan ulaşılamayan yerel DNS önbelleğinin kullanılması, DNS sunucuları önüne saldırıyı kesebilecek Linux Iptables veya OpenBSD PF yerleştirilmesi veya tüm trafiğin yamanmış, açıklığı olmayan bir sunucuya yönlendirilmesi gibi önlemler alınabilir."]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü'nde (UEKAE) görevli uzman araştırmacı Can Bican internetin temel protokollerinden DNS (Alan Adı Sistemi) protokolünde bulunan açıktan korunmanın yollarını anlattı.<br />
<br />
Can Bican, kullanıcılara bilgisayarlarındaki gerekli güncellemeleri yapmaları, risk altında olan, güncellemesi olmayan ucuz ADSL modemleri kullanmamaları uyarısında bulundu.<br />
 <br />
Can Bican, AA muhabirine yaptığı açıklamada, internetin temel protokollerinden DNS protokolü açığının bir süre önce Ian Green adlı bir öğrenci tarafından farkedildiğini, ancak Dan Kaminsky'nin açığın pratik uygulamasını fark ederek yamaların yayımlandığını 9 Temmuz 2008 tarihinde duyurduğunu ifade etti.<br />
<br />
DNS protokolü açığının belli başlı ürünler için çözülmüş olmasına rağmen, açıklığı suistimal edebilecek saldırı araçlarının ortaya çıkması ve tüm ağ ve bilgisayar markaları tarafından hala çözümlerin sunulmamış olduğunu belirten Bican, "Tüm bu nedenlerle uzunca bir süre güvenlik açısından bir sorun olmaya devam edecek gibi görünmektedir" diye konuştu.<br />
<br />
Bican, DNS kullanılmaya başladığından beri sistemlerde çeşitli şekillerde gerçekleşebilen önbellek saldırılarının, herhangi bir internet adresinin sorgusu yapıldığında asıl yanıt vermesi beklenen DNS sunucusundan önce saldırganın yanıt vermesi esasına dayandığını belirtti.<br />
 <br />
Bu tür saldırılarda internet kullanıcılarının bağlanmak istedikleri adresin dışında korsanların adresine bağlandığını kaydeden Bican, "Bu saldırılar, özellikle internet üzerinden ticaret yapılan sitelerde şifrelerin tespitine kadar varan bir takım sorunlar<br />
doğurabilmektedir" dedi.<br />
<br />
Ev kullanıcıları ne yapmalı?<br />
<br />
Söz konusu saldırılardan korunmak için ev kullanıcılarının öncelikle sistem güncellemelerini zamanında yapmaları uyarısında bulunan Bican, "Risk altında olan, güncellemesi kolay olmayan ya da hiç bulunmayan ucuz ADSL modem gibi cihazların kullanılması sakınca oluşturabilir" diye konuştu.<br />
<br />
Ev kullanıcılarının herhangi bir internet adresinden ya da mail yoluyla gelen bilgilendirmelerde dikkatli olmaları gerektiğini belirten Bican, bu tip durumlarda saldırılara maruz kalınabileceğini kaydetti.<br />
<br />
Kullanıcıların bilgisayarlarında virüs tarayıcı gibi güvenlik programlarının yüklü olmasını ve güncellemelerin zamanında yapılması gerektiğini anlatan Bican,bu programların aktif ve güncel tutulması gerektiğini belirterek, "(Makineyi yavaşlatıyor) diye kapatılmaları da çeşitli riskler oluşturabiliyor" dedi.<br />
<br />
Kurumsal kullanıcılara uyarılar<br />
<br />
Kurumsal kullanıcıların özellikle sistemlerde özyinelemeli DNS sunucularının hepsinin yamanması gerektiğini dile getiren Bican, başta ADSL modem, access point cihazları gibi gömülü sistemlerde güncellemenin donanımca mümkün olmaması ya da güncelleme imkanının bulunmaması ve bazı markaların henüz sorunun çözümünde adım atmamasından dolayı, yamanın mümkün olmadığı durumlarda da bazı önlemler alınabileceğini söyledi. Bican, bu önlemleri şöyle özetledi:<br />
<br />
"Sunuculara özyinelemeli sorgu yapacak sistemler sınırlandırılarak saldırı kaynakları azaltılabilir. Saldırının gerçekleşmesi için IP aldatma tekniği kullanılması gerektiğinden, sahte IP adreslerinin filtrelenmesi gerekiyor.<br />
 <br />
Erişimin ve trafiğin engellenmesi gibi önlemlerle birlikte, hem istemci hem de sunucu tarafında yerel önbellekler kullanılarak, internet üzerindeki açıklığı olan sunuculara yapılan saldırılardan yerel ağdaki kullanıcıların en az düzeyde etkilenmesi sağlanmalı. Güvenilmeyen sistemlerden gelen, özyineleme gerektiren sorgular engellenmeli."<br />
<br />
Bican, ev kullanıcılarında olduğu gibi kurumsal ağda da güncellemesi olmayan ya da hiç bulunmayan ADSL modem gibi cihazlara erişimin gözden geçirilmesi gerektiğini kaydetti.<br />
<br />
İnternetin sağlıklı çalışması için kritik protokollerden olan DNS'in uygulanmasında bulunan açıklığın çok ciddi olduğunu yineleyen Bican, sözlerini şöyle tamamladı:<br />
<br />
"Başarılı bir saldırı sonrasında bu DNS sunucuları kullanan kurbanlar istekte bulundukları sayfalar yerine saldırganların belirlemiş olduğu sayfalara yönlendirilebilmektedir. Açıklık kapatılması için yaygın yazılım üreticileri tarafından çıkartılan yamaların uygulanmasını tavsiye ediyoruz.<br />
<br />
Yamalar uygulanamıyorsa veya yama mevcut değilse bu sunuculara erişimin kısıtlanması, internetten doğrudan ulaşılamayan yerel DNS önbelleğinin kullanılması, DNS sunucuları önüne saldırıyı kesebilecek Linux Iptables veya OpenBSD PF yerleştirilmesi veya tüm trafiğin yamanmış, açıklığı olmayan bir sunucuya yönlendirilmesi gibi önlemler alınabilir."]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Savaşa karşı &quot;Barışarock&quot;]]></title>
			<link>http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3474</link>
			<pubDate>Wed, 06 Aug 2008 12:31:33 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3474</guid>
			<description><![CDATA[Rock'n Coke'a tepki olarak doğan Barışarock, bu yıl 6'ncısını düzenleyeceği festivalle ilgili bir basın açıklaması yaptı.<br />
<br />
'Evimiz dünya' ve 'Ölü çiçekler' adlı şarkılarla toplantıyı başlatan Teneke Trampet adlı müzik grubu, BarışaRockçılar'ı festivale davet etti.<br />
 <br />
Müzik dinletisinin ardından konuşma yapan Serap Yağız şunları söyledi:<br />
 <br />
"Dünyamızda kardeşliğinin türküleri yerine savaş çığlıkları hala yankılanmakta. Biz, 6'ncı yılımızda da savaşa karşıyız. Savaşların bir tek gerçek nedeni var; daha çok petrol, daha çok mal satmak ve bütün dünyayı küresel sistemin önünde diz çöktürmek isteyen kapitalizm. Savaş tamtamlarının sesini bastırıp hayatı savunmak için BarışaRock'ta barış şarkıları söylemeye devam ediyoruz. Bu yıl 'BarışaRock-6 Festivali savaşa, işgale, milliyetçiliğe, ırkçılığa, küresel ısınmaya karşı' alt başlığı ile yola çıktık. "<br />
<br />
Amaçları yeni bir dünya<br />
<br />
Hayatların işgal altında kalmasına, müziğin alınıp satılmasına, cinsiyetçiliğe, ırkçılığa, otoriteye, nükleere, milliyetçiliğe, hırsa, rekabete karşı olan ve bu amaçla yeni bir dünya inşa etmek üzere herkese çağrı yapan grup, çeşitli söyleşi ve forumları ile BarışaRockçılar'a ulaşmayı planlıyor.<br />
<br />
Savaşa karşı 3 YTL<br />
<br />
Savaşa karşı iki günlük müzik eylemi yapacak olan BarışaRockçılar müzik, tiyatro, sinema, sanat atölyeleri, oyunlar ve söyleşilere ev sahipliği yapacak.<br />
 <br />
Festivale 3 YTL karşılığı rozet alan herkes girebilecek. BarışaRock-6 Festivali, 9-10 Ağustos 2008 tarihlerinde Sarıyer Mehmet akif Ersoy Piknik alanında gerçekleştirilecek. Cuma akşamından pazartesi sabahına dek çadır alanı konaklamaya açık olacak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Rock'n Coke'a tepki olarak doğan Barışarock, bu yıl 6'ncısını düzenleyeceği festivalle ilgili bir basın açıklaması yaptı.<br />
<br />
'Evimiz dünya' ve 'Ölü çiçekler' adlı şarkılarla toplantıyı başlatan Teneke Trampet adlı müzik grubu, BarışaRockçılar'ı festivale davet etti.<br />
 <br />
Müzik dinletisinin ardından konuşma yapan Serap Yağız şunları söyledi:<br />
 <br />
"Dünyamızda kardeşliğinin türküleri yerine savaş çığlıkları hala yankılanmakta. Biz, 6'ncı yılımızda da savaşa karşıyız. Savaşların bir tek gerçek nedeni var; daha çok petrol, daha çok mal satmak ve bütün dünyayı küresel sistemin önünde diz çöktürmek isteyen kapitalizm. Savaş tamtamlarının sesini bastırıp hayatı savunmak için BarışaRock'ta barış şarkıları söylemeye devam ediyoruz. Bu yıl 'BarışaRock-6 Festivali savaşa, işgale, milliyetçiliğe, ırkçılığa, küresel ısınmaya karşı' alt başlığı ile yola çıktık. "<br />
<br />
Amaçları yeni bir dünya<br />
<br />
Hayatların işgal altında kalmasına, müziğin alınıp satılmasına, cinsiyetçiliğe, ırkçılığa, otoriteye, nükleere, milliyetçiliğe, hırsa, rekabete karşı olan ve bu amaçla yeni bir dünya inşa etmek üzere herkese çağrı yapan grup, çeşitli söyleşi ve forumları ile BarışaRockçılar'a ulaşmayı planlıyor.<br />
<br />
Savaşa karşı 3 YTL<br />
<br />
Savaşa karşı iki günlük müzik eylemi yapacak olan BarışaRockçılar müzik, tiyatro, sinema, sanat atölyeleri, oyunlar ve söyleşilere ev sahipliği yapacak.<br />
 <br />
Festivale 3 YTL karşılığı rozet alan herkes girebilecek. BarışaRock-6 Festivali, 9-10 Ağustos 2008 tarihlerinde Sarıyer Mehmet akif Ersoy Piknik alanında gerçekleştirilecek. Cuma akşamından pazartesi sabahına dek çadır alanı konaklamaya açık olacak.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Grönland buzulunda 120 bin yıl hayatta kaldı]]></title>
			<link>http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3473</link>
			<pubDate>Wed, 06 Aug 2008 12:29:22 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3473</guid>
			<description><![CDATA[Pensilvanya Üniversitesi araştırmacıları, 120 bin yıldır Grönland buzulunun içinde yaşayan bir bakteri türü keşfetti.<br />
<br />
TÜBİTAK tarafından yayımlanan Bilim ve Teknik Dergisi'nin Ağustos sayısındaki habere göre, araştırmacılar, Grönland buzullarının yaklaşık üç kilometre derininden çıkardıkları buz örnekleri içinde son derece küçük, bugüne kadar tanımlanmamış bir bakteri türü keşfetti.<br />
<br />
Bakterinin, normal boyutlarda bakterilerin geçemediği en ince gözenekli filtrelerden bile geçebilecek kadar küçük olmasının, bu kadar olumsuz koşullarda hayatta kalabilmesini açıkladığı belirtildi.<br />
<br />
Genetik olarak deniz çamurunda, bitki köklerinde ve balıklarda bulunan bazı bakterilerle ilişkilendirilen ve "Chryseobacterium greenlandensis" adı verilen bakteri, kutup buzullarında keşfedilen 10'uncu bakteri türü oldu.<br />
<br />
Bakterinin, 120 bin yıl önce oluşmuş buzul tabakasının içinde, düşük sıcaklık, eksik oksijen, yüksek basınç ve yetersiz besin koşullarında hayatta kalmayı başarması, yaşamın böylesi aşırı koşullarda nasıl sürdüğünün araştırılmasına olanak sağlayacak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Pensilvanya Üniversitesi araştırmacıları, 120 bin yıldır Grönland buzulunun içinde yaşayan bir bakteri türü keşfetti.<br />
<br />
TÜBİTAK tarafından yayımlanan Bilim ve Teknik Dergisi'nin Ağustos sayısındaki habere göre, araştırmacılar, Grönland buzullarının yaklaşık üç kilometre derininden çıkardıkları buz örnekleri içinde son derece küçük, bugüne kadar tanımlanmamış bir bakteri türü keşfetti.<br />
<br />
Bakterinin, normal boyutlarda bakterilerin geçemediği en ince gözenekli filtrelerden bile geçebilecek kadar küçük olmasının, bu kadar olumsuz koşullarda hayatta kalabilmesini açıkladığı belirtildi.<br />
<br />
Genetik olarak deniz çamurunda, bitki köklerinde ve balıklarda bulunan bazı bakterilerle ilişkilendirilen ve "Chryseobacterium greenlandensis" adı verilen bakteri, kutup buzullarında keşfedilen 10'uncu bakteri türü oldu.<br />
<br />
Bakterinin, 120 bin yıl önce oluşmuş buzul tabakasının içinde, düşük sıcaklık, eksik oksijen, yüksek basınç ve yetersiz besin koşullarında hayatta kalmayı başarması, yaşamın böylesi aşırı koşullarda nasıl sürdüğünün araştırılmasına olanak sağlayacak.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[6 Ağustos]]></title>
			<link>http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3472</link>
			<pubDate>Wed, 06 Aug 2008 10:52:04 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3472</guid>
			<description><![CDATA[	<br />
6 AĞUSTOS<br />
<br />
1571- Magosa'nın Osmanlı ordularına teslim edilmesiyle Kıbrıs'ın<br />
fethi tamamlandı.<br />
<br />
1914- İlk elektrikli trafik lambası, ABD'nin Ohio Cleveland<br />
kentinde hizmete girdi.<br />
<br />
1915- İtilaf Devletleri orduları, Anafartalar'da karaya çıktı.<br />
<br />
1922- İsmet Paşa (İnönü), ordu komutanlarına gizli olarak<br />
taarruza hazırlık emrini verdi. Mustafa Kemal Paşa da Ankara'ya<br />
dönüşünde, taarruz planını Bakanlar Kuruluna açıkladı.<br />
<br />
1924- Lozan Barış Antlaşması yürürlüğe girdi.<br />
<br />
1938- ''Times'' gazetesi, Atatürk ve Atatürk Türkiyesi özel<br />
sayısı yayımladı.<br />
<br />
1945- ABD, II. Dünya Savaşı'nda, Japonya'nın Hiroşima kentine<br />
ilk atom bombasını attı: 66 bin kişi öldü, 69 bin kişi yaralandı.<br />
<br />
1956- Turan Selçuk, İtalya'da düzenlenen yarışmada Altın Palmiye<br />
Ödülü'nü kazandı. Bu, bir Türk sanatçının karikatür alanında<br />
kazandığı ilk uluslararası ödül oldu.<br />
<br />
1982- Tarihçi Feridun Fazıl Tülbentçi öldü.<br />
<br />
1982- Siyaset adamı, yazar Samet Ağaoğlu 73 yaşında öldü.<br />
<br />
1989- Milli Piyango İdaresi ''Kazı Kazan'' oyununu piyasaya çıkardı.<br />
<br />
1991- Başbakan Mesut Yılmaz, Samanlı Karakolunda dokuz erin şehit<br />
edilmesinin ardından Irak'ın kuzeyinde askeri harekata<br />
başlandığını açıkladı.<br />
<br />
1997- İMKB Başkanı Tuncay Artun öldü.<br />
<br />
2007- Tunceli'de terör örgütüne yönelik 1 Ağustosta başlatılan geniş<br />
kapsamlı hava destekli operasyonlarda toplam sekiz teröristin etkisiz<br />
hale getirildiği bildirildi.<br />
<br />
2007- Başkentte ASKİ'nin ana su borularından biri patladı, Demetevler'de<br />
birçok yeri su bastı. Ankara'ya üç gün su verilemeyeceği açıklandı.<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[	<br />
6 AĞUSTOS<br />
<br />
1571- Magosa'nın Osmanlı ordularına teslim edilmesiyle Kıbrıs'ın<br />
fethi tamamlandı.<br />
<br />
1914- İlk elektrikli trafik lambası, ABD'nin Ohio Cleveland<br />
kentinde hizmete girdi.<br />
<br />
1915- İtilaf Devletleri orduları, Anafartalar'da karaya çıktı.<br />
<br />
1922- İsmet Paşa (İnönü), ordu komutanlarına gizli olarak<br />
taarruza hazırlık emrini verdi. Mustafa Kemal Paşa da Ankara'ya<br />
dönüşünde, taarruz planını Bakanlar Kuruluna açıkladı.<br />
<br />
1924- Lozan Barış Antlaşması yürürlüğe girdi.<br />
<br />
1938- ''Times'' gazetesi, Atatürk ve Atatürk Türkiyesi özel<br />
sayısı yayımladı.<br />
<br />
1945- ABD, II. Dünya Savaşı'nda, Japonya'nın Hiroşima kentine<br />
ilk atom bombasını attı: 66 bin kişi öldü, 69 bin kişi yaralandı.<br />
<br />
1956- Turan Selçuk, İtalya'da düzenlenen yarışmada Altın Palmiye<br />
Ödülü'nü kazandı. Bu, bir Türk sanatçının karikatür alanında<br />
kazandığı ilk uluslararası ödül oldu.<br />
<br />
1982- Tarihçi Feridun Fazıl Tülbentçi öldü.<br />
<br />
1982- Siyaset adamı, yazar Samet Ağaoğlu 73 yaşında öldü.<br />
<br />
1989- Milli Piyango İdaresi ''Kazı Kazan'' oyununu piyasaya çıkardı.<br />
<br />
1991- Başbakan Mesut Yılmaz, Samanlı Karakolunda dokuz erin şehit<br />
edilmesinin ardından Irak'ın kuzeyinde askeri harekata<br />
başlandığını açıkladı.<br />
<br />
1997- İMKB Başkanı Tuncay Artun öldü.<br />
<br />
2007- Tunceli'de terör örgütüne yönelik 1 Ağustosta başlatılan geniş<br />
kapsamlı hava destekli operasyonlarda toplam sekiz teröristin etkisiz<br />
hale getirildiği bildirildi.<br />
<br />
2007- Başkentte ASKİ'nin ana su borularından biri patladı, Demetevler'de<br />
birçok yeri su bastı. Ankara'ya üç gün su verilemeyeceği açıklandı.<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[C VİTAMİNİ KANSERİ YAVAŞLATIYOR]]></title>
			<link>http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3471</link>
			<pubDate>Tue, 05 Aug 2008 21:23:49 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3471</guid>
			<description><![CDATA[ABD&#8217;li bilim adamlarına göre yüksek dozda C vitamini enjekte etmek, kanser türlerinin ilerlemesini önleyebiliyor. Vitamin, kanser hücreleri içinde zincirleme yıkıcı bir etki başlatabiliyor.<br />
<br />
İSTANBUL - İngiltere&#8217;deki Kanser Araştırma Vakfı ise yapılan başka çalışmaların, yüksek dozda C vitamininin kanser tedavisine zarar verebileceğini ortaya koyduğunu hatırlatıyor. İngiltere Kanser Araştırma Merkezi, yüksek C vitamini dozunun kanser tedavisini olumsuz etkileyebileceği üzerine başka çalışmaların olduğuna dikkat çekti. ABD&#8217;deki Maryland Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından fareler üzerinde yapılan araştırma sonunda vitaminin laboratuvarda kanser hücrelerini öldürebildiği gözlemlenmişti.<br />
Haberin devamı<br />
<br />
Sonuçları Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi&#8217;nin (Proceedings of the National Academy of Sciences) dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, beyin, yumurtalık ve pankreas tümörlerini yarı boyutlarına indiren vitamin iğnesi, farelerdeki tümörlerin yüzde 41 ila yüzde 53 oranında küçülmesini sağlamış.<br />
<br />
Fareler üzerindeki bu başarılı testlerden yola çıkarak, aynı tedavinin insanlar üzerinde de yapılabileceğini öneriyorlar.<br />
<br />
Kullanıla doz (vücut ağırlığının her bir kilosu başına 4 grama kadar çıkabiliyor) vitamin haplarıyla ağızdan alınabilecek ve sindirim sistemiyle kana karışabilecek miktarın çok üzerinde. Çünkü sindirim sistemi ağız yoluyla alınan vitamini, belli bir miktarın ötesinde hazmedemiyor ve fazlasını atıyor.<br />
<br />
KARŞIT GÖRÜŞ<br />
<br />
Tümörlü hücrelerin kimyasal yapısı, normal hücrelerden farklı. C Vitamini de tümörlü hücredeki kimyasal yapı ile reaksiyona geçiyor ve o hücreyi öldürecek kadar hidrojen peroksit açığa çıkıyor.<br />
<br />
Ancak C vitamini sağlıklı hücrenin kimyasal yapısı ile reaksiyona girmediği için, sağlıklı hücrelere zarar vermiyor.<br />
<br />
Ancak İngiltere&#8217;deki Kanser Araştırma Vakfı&#8217;ndan Dr. Alison Ross, C vitamininin güvenilir bir tedavi yöntemi olduğunun anlaşılması için daha çok çalışılması gerektiğini söylüyor.<br />
<br />
Alison Ross, bu yöntemin şu ana kadar sadece laboratuar ortamında ve farelerde denendiğinin altını çiziyor.<br />
<br />
Dr. Ross ayrıca yüksek dozlardaki antioksidanların bazı araştırmalara göre radyoterapi ve kemoterapi gibi kanser tedavilerinin etkisini azaltabildiğini söylüyor.<br />
	 <br />
<br />
AA]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ABD&#8217;li bilim adamlarına göre yüksek dozda C vitamini enjekte etmek, kanser türlerinin ilerlemesini önleyebiliyor. Vitamin, kanser hücreleri içinde zincirleme yıkıcı bir etki başlatabiliyor.<br />
<br />
İSTANBUL - İngiltere&#8217;deki Kanser Araştırma Vakfı ise yapılan başka çalışmaların, yüksek dozda C vitamininin kanser tedavisine zarar verebileceğini ortaya koyduğunu hatırlatıyor. İngiltere Kanser Araştırma Merkezi, yüksek C vitamini dozunun kanser tedavisini olumsuz etkileyebileceği üzerine başka çalışmaların olduğuna dikkat çekti. ABD&#8217;deki Maryland Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından fareler üzerinde yapılan araştırma sonunda vitaminin laboratuvarda kanser hücrelerini öldürebildiği gözlemlenmişti.<br />
Haberin devamı<br />
<br />
Sonuçları Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi&#8217;nin (Proceedings of the National Academy of Sciences) dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, beyin, yumurtalık ve pankreas tümörlerini yarı boyutlarına indiren vitamin iğnesi, farelerdeki tümörlerin yüzde 41 ila yüzde 53 oranında küçülmesini sağlamış.<br />
<br />
Fareler üzerindeki bu başarılı testlerden yola çıkarak, aynı tedavinin insanlar üzerinde de yapılabileceğini öneriyorlar.<br />
<br />
Kullanıla doz (vücut ağırlığının her bir kilosu başına 4 grama kadar çıkabiliyor) vitamin haplarıyla ağızdan alınabilecek ve sindirim sistemiyle kana karışabilecek miktarın çok üzerinde. Çünkü sindirim sistemi ağız yoluyla alınan vitamini, belli bir miktarın ötesinde hazmedemiyor ve fazlasını atıyor.<br />
<br />
KARŞIT GÖRÜŞ<br />
<br />
Tümörlü hücrelerin kimyasal yapısı, normal hücrelerden farklı. C Vitamini de tümörlü hücredeki kimyasal yapı ile reaksiyona geçiyor ve o hücreyi öldürecek kadar hidrojen peroksit açığa çıkıyor.<br />
<br />
Ancak C vitamini sağlıklı hücrenin kimyasal yapısı ile reaksiyona girmediği için, sağlıklı hücrelere zarar vermiyor.<br />
<br />
Ancak İngiltere&#8217;deki Kanser Araştırma Vakfı&#8217;ndan Dr. Alison Ross, C vitamininin güvenilir bir tedavi yöntemi olduğunun anlaşılması için daha çok çalışılması gerektiğini söylüyor.<br />
<br />
Alison Ross, bu yöntemin şu ana kadar sadece laboratuar ortamında ve farelerde denendiğinin altını çiziyor.<br />
<br />
Dr. Ross ayrıca yüksek dozlardaki antioksidanların bazı araştırmalara göre radyoterapi ve kemoterapi gibi kanser tedavilerinin etkisini azaltabildiğini söylüyor.<br />
	 <br />
<br />
AA]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Emekliler KEY'i mahkemeye götürecek]]></title>
			<link>http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3470</link>
			<pubDate>Tue, 05 Aug 2008 13:35:24 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3470</guid>
			<description><![CDATA[DİSK'e bağlı Tüm Emekliler Sendikası (Emekli-Sen) Genel Başkanı Veli Beysülen, KEY'i tam olarak ödeyen birinin 7 bin 800 YTL para alması gerektiğini belirterek, konuyu yargıya taşıyacaklarını bildirdi.<br />
Beysülen, emeklilerin enflasyon karşısında alım gücünün yüzde 30'lara varan oranlarda eridiğini belirterek, memur emeklilerine verilmeyen enflasyon farklarıyla ilgili de dava açacaklarını belirtti.<br />
DİSK'e bağlı Emekli-Sen Genel Başkanı Beysülen, ANKA'ya yaptığı açıklamada, uzmanların yaptığı hesaplamalara göre, Konut Edindirme Yardımı'nı (KEY) tam olarak ödeyen birinin karşılığında 7 bin 800 YTL alması gerektiğini söyledi. Beysülen, "Hükümet popülistlik yaparak, bunu ucuza kapattı. Hükümet, 'Unutulmuş parayı, raflardan indirdim size veriyorum' dedi ve insanlarda buna razı oldu. Oysa ki bu para zaten bizim hakkımız, biz bu konuyu sürekli gündemde tuttuk ve bırakmayacağız, konuya ilişkin dava açacağız" dedi.<br />
<br />
-AÇIKLANAN ENFLASYON GERÇEĞİ YANSITMIYOR-<br />
Beysülen, Hükümetin zam yaparken hedef enflasyon üzerinden çalışmalarını yürüttüğünü, hedef enflasyon oranının ise tutturulamadığını da ifade etti. Kamu emeklisine enflasyon farkının verilmediğini ve kayba uğradıklarını kaydeden Beysülen, konuya ilişkin dava açacaklarını bildirdi. Açıklanan enflasyonun gerçek rakamları yansıtmadığını savunan Beysülen, "Bizim günlük hayatımıza etkisi olan mal ve hizmetleri düşündüğümüzde yılbaşından itibaren ilk altı ayda yüzde 30 civarında bir reel kaybımız söz konusu. Çünkü özellikle temel tüketim maddelerinden mercimek, pirinç, fasulye, yağ başta olmak üzere yakıta, elektriğe büyük zamlar geldi. Bunlar bizim günlük hayatımızda ilgilendiren maddeler" dedi. Beysülen, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) enflasyonu açıklarken günlük hayatla yakından ilgisi olmayan maddelerdeki fiyat hareketlerini hesaba katarak, enflasyonu düşük gösterdiğini öne sürdü. Beysülen, temel tüketim maddelerindeki artış nedeniyle emeklinin alım gücünün giderek zayıfladığını kaydederek, "Devletin açıkladığı ile bizim hissettiğimiz enflasyon aynı değil" dedi.<br />
<br />
-EK ÖDEMELER EMEKLİLERE YANSIMIYOR-<br />
Beysülen, SSK ve Bağ-Kur emeklisine yüzde 7.2 zamla ve memurlara yapılan ek ödemeyle enflasyon farkının telafi edildiğini söyleyerek, kamu emeklilerine söz konusu telafinin yapılmadığını kaydetti. Beysülen "Ek ödemeler emeklilere yansımıyor. Bu ülkede bir kayıp söz konusu ise çalışanın kaybı varsa emeklinin de kaybı vardır. Memur emeklilerine verilmeyen enflasyon farklarıyla ilgili dava açacağız" dedi. Meclis'in açılmasıyla birlikte Eylül ayından itibaren eylemlere başlayacaklarını dile getiren Beysülen, "Biz artık verilenlere razı olup kenarda oturmayı düşünmüyoruz çünkü bu ülkeye yıllarımızı verdik ve karşılığını istiyoruz. Kimseden nafaka istemiyoruz" açıklamasını yaptı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[DİSK'e bağlı Tüm Emekliler Sendikası (Emekli-Sen) Genel Başkanı Veli Beysülen, KEY'i tam olarak ödeyen birinin 7 bin 800 YTL para alması gerektiğini belirterek, konuyu yargıya taşıyacaklarını bildirdi.<br />
Beysülen, emeklilerin enflasyon karşısında alım gücünün yüzde 30'lara varan oranlarda eridiğini belirterek, memur emeklilerine verilmeyen enflasyon farklarıyla ilgili de dava açacaklarını belirtti.<br />
DİSK'e bağlı Emekli-Sen Genel Başkanı Beysülen, ANKA'ya yaptığı açıklamada, uzmanların yaptığı hesaplamalara göre, Konut Edindirme Yardımı'nı (KEY) tam olarak ödeyen birinin karşılığında 7 bin 800 YTL alması gerektiğini söyledi. Beysülen, "Hükümet popülistlik yaparak, bunu ucuza kapattı. Hükümet, 'Unutulmuş parayı, raflardan indirdim size veriyorum' dedi ve insanlarda buna razı oldu. Oysa ki bu para zaten bizim hakkımız, biz bu konuyu sürekli gündemde tuttuk ve bırakmayacağız, konuya ilişkin dava açacağız" dedi.<br />
<br />
-AÇIKLANAN ENFLASYON GERÇEĞİ YANSITMIYOR-<br />
Beysülen, Hükümetin zam yaparken hedef enflasyon üzerinden çalışmalarını yürüttüğünü, hedef enflasyon oranının ise tutturulamadığını da ifade etti. Kamu emeklisine enflasyon farkının verilmediğini ve kayba uğradıklarını kaydeden Beysülen, konuya ilişkin dava açacaklarını bildirdi. Açıklanan enflasyonun gerçek rakamları yansıtmadığını savunan Beysülen, "Bizim günlük hayatımıza etkisi olan mal ve hizmetleri düşündüğümüzde yılbaşından itibaren ilk altı ayda yüzde 30 civarında bir reel kaybımız söz konusu. Çünkü özellikle temel tüketim maddelerinden mercimek, pirinç, fasulye, yağ başta olmak üzere yakıta, elektriğe büyük zamlar geldi. Bunlar bizim günlük hayatımızda ilgilendiren maddeler" dedi. Beysülen, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) enflasyonu açıklarken günlük hayatla yakından ilgisi olmayan maddelerdeki fiyat hareketlerini hesaba katarak, enflasyonu düşük gösterdiğini öne sürdü. Beysülen, temel tüketim maddelerindeki artış nedeniyle emeklinin alım gücünün giderek zayıfladığını kaydederek, "Devletin açıkladığı ile bizim hissettiğimiz enflasyon aynı değil" dedi.<br />
<br />
-EK ÖDEMELER EMEKLİLERE YANSIMIYOR-<br />
Beysülen, SSK ve Bağ-Kur emeklisine yüzde 7.2 zamla ve memurlara yapılan ek ödemeyle enflasyon farkının telafi edildiğini söyleyerek, kamu emeklilerine söz konusu telafinin yapılmadığını kaydetti. Beysülen "Ek ödemeler emeklilere yansımıyor. Bu ülkede bir kayıp söz konusu ise çalışanın kaybı varsa emeklinin de kaybı vardır. Memur emeklilerine verilmeyen enflasyon farklarıyla ilgili dava açacağız" dedi. Meclis'in açılmasıyla birlikte Eylül ayından itibaren eylemlere başlayacaklarını dile getiren Beysülen, "Biz artık verilenlere razı olup kenarda oturmayı düşünmüyoruz çünkü bu ülkeye yıllarımızı verdik ve karşılığını istiyoruz. Kimseden nafaka istemiyoruz" açıklamasını yaptı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Otogar'da alınan park ücreti yasal değil]]></title>
			<link>http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3469</link>
			<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 12:44:06 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3469</guid>
			<description><![CDATA[Eyüp 2. Sulh Hukuk Mahkemesi, İstanbul Otogarı'nda alınan park ücretini haksız buldu.<br />
Eyüp 2. Sulh Hukuk Mahkemesince görülen davaya ilişkin hazırlanan gerekçeli kararda, davacı Fahrettin Coşar'ın avukatı Ömer Lütfi Coşar'ın mahkemeye verdiği dilekçesinde ''Fahrettin Coşar'ın 8 Ocak 2007 ve 17 Şubat 2007 tarihlerinde 13 ve 5 dakikalık sürelerle otogara giriş-çıkış yaptığı ve kendisinden 'otopark ücreti' adı altında 5'er YTL alındığı, ancak bu ücretin alınmasının tamamen hukuka aykırı olduğu ve alınan toplam 10 YTL'nin faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesi'' yolunda istemde bulunduğu belirtildi.<br />
Kararda, davalı Büyük İstanbul Otobüs İşletmeleri'nin avukatı Nedim Korhan Şengün'ün ise müvekkil şirketin davayı kabul etmediğini, şirketin tabi olduğu mevzuat gereği 25 dakika olarak belirlenmesine rağmen, otogara giriş ve çıkış yapan araçlardan bir saate kadar ücret almadığını ve bu nedenle davanın reddine karar verilmesini istediği ifade edildi.<br />
Kararda, mahkemenin görevlendirdiği bilirkişi raporunda ise Karayolları Taşıma Yönetmeliği'ne göre ''Yolcuları terminale getirmek veya terminalden almak üzere 25 dakikayı geçmeyen giriş ve çıkışlarda özel otomobillerden hiçbir şekilde ücret alınamaz'' hükmünün bulunduğu belirtilerek, yine diğer ticari araçlardan bu süre içerisinde ücret alınmamasının da çifte standart niteliğinde olduğunun ifade edildiği bildirildi.<br />
Gerekçeli kararda, bunun üzerine davayı karara bağlayan mahkemenin, davacı Fahrettin Coşar'dan alınan park ücretlerinin haksız yere alındığının anlaşıldığını hükme bağlayarak, bu ücretin kendisine faiziyle birlikte ödenmesine ve dava masraflarının davalı Büyük İstanbul Otobüs İşletmeleri'nden tahsiline karar verildiği kaydedildi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Eyüp 2. Sulh Hukuk Mahkemesi, İstanbul Otogarı'nda alınan park ücretini haksız buldu.<br />
Eyüp 2. Sulh Hukuk Mahkemesince görülen davaya ilişkin hazırlanan gerekçeli kararda, davacı Fahrettin Coşar'ın avukatı Ömer Lütfi Coşar'ın mahkemeye verdiği dilekçesinde ''Fahrettin Coşar'ın 8 Ocak 2007 ve 17 Şubat 2007 tarihlerinde 13 ve 5 dakikalık sürelerle otogara giriş-çıkış yaptığı ve kendisinden 'otopark ücreti' adı altında 5'er YTL alındığı, ancak bu ücretin alınmasının tamamen hukuka aykırı olduğu ve alınan toplam 10 YTL'nin faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesi'' yolunda istemde bulunduğu belirtildi.<br />
Kararda, davalı Büyük İstanbul Otobüs İşletmeleri'nin avukatı Nedim Korhan Şengün'ün ise müvekkil şirketin davayı kabul etmediğini, şirketin tabi olduğu mevzuat gereği 25 dakika olarak belirlenmesine rağmen, otogara giriş ve çıkış yapan araçlardan bir saate kadar ücret almadığını ve bu nedenle davanın reddine karar verilmesini istediği ifade edildi.<br />
Kararda, mahkemenin görevlendirdiği bilirkişi raporunda ise Karayolları Taşıma Yönetmeliği'ne göre ''Yolcuları terminale getirmek veya terminalden almak üzere 25 dakikayı geçmeyen giriş ve çıkışlarda özel otomobillerden hiçbir şekilde ücret alınamaz'' hükmünün bulunduğu belirtilerek, yine diğer ticari araçlardan bu süre içerisinde ücret alınmamasının da çifte standart niteliğinde olduğunun ifade edildiği bildirildi.<br />
Gerekçeli kararda, bunun üzerine davayı karara bağlayan mahkemenin, davacı Fahrettin Coşar'dan alınan park ücretlerinin haksız yere alındığının anlaşıldığını hükme bağlayarak, bu ücretin kendisine faiziyle birlikte ödenmesine ve dava masraflarının davalı Büyük İstanbul Otobüs İşletmeleri'nden tahsiline karar verildiği kaydedildi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şok_Şok_Şok bedava internet]]></title>
			<link>http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3468</link>
			<pubDate>Thu, 31 Jul 2008 12:56:06 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3468</guid>
			<description><![CDATA[Beyler olmayanı başarıyoruz. Ewet inanmayacaksınız ama doğru. Bedava internet. Ama bi sorun var bu kablosuz ADSL için geçerlidir. Ben kablolu kullandığım için tam olarak bilmiyorum çalışma prensibini. Umarım %100 işinize yarar.<br />
<br />
<br />
<br />
Linkler sadece üyeler içindir<br />
Üye iseniz  buradan giriş yapın , üye değilseniz buradan kayıt olun <br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Beyler olmayanı başarıyoruz. Ewet inanmayacaksınız ama doğru. Bedava internet. Ama bi sorun var bu kablosuz ADSL için geçerlidir. Ben kablolu kullandığım için tam olarak bilmiyorum çalışma prensibini. Umarım %100 işinize yarar.<br />
<br />
<br />
<br />
Linkler sadece üyeler içindir<br />
Üye iseniz  buradan giriş yapın , üye değilseniz buradan kayıt olun <br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ligtv ve Avrupa Maçlarını İnternetten Ücretsiz İzleyin]]></title>
			<link>http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3467</link>
			<pubDate>Thu, 31 Jul 2008 12:48:18 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3467</guid>
			<description><![CDATA[Maçını İzlemek İçin;<br />
<br />
Linkler sadece üyeler içindir<br />
Üye iseniz  buradan giriş yapın , üye değilseniz buradan kayıt olun <br />
<br />
Programı Yükleyin(Boyutu 2,8MB) Daha Sonra Yüklediğiniz Programı Kurun.<br />
Kurulum Bittikten Sonra TVAnts Adlı Programı Çalıştırın. Ligtv'yi İzleyebilmek İçin Dubaidevesi TV'yi Açmanız Gerekiyor. Direkt Olarak Bulmak İçin Programda Kanal Arama Bölümüne DubaiDevesi Yazmanız Yeterli Çıkan Kanalı Çift Tıklayın 3-5 DK. Bekleyin. Buffering Dolması İçin Sonra Açılacaktır. Şuan Ben İzliyorum. Tarafımdan Denenmiştir Yani.<br />
Saygılar...<br />
Windows Media Player İle İzlemek İçin ;<br />
Verdiğim Programı Yani <br />
Linkler sadece üyeler içindir<br />
Üye iseniz  buradan giriş yapın , üye değilseniz buradan kayıt olun <br />
<br />
 Yükledikten Sonra http://localhost:16900/1.asf Linki Media Player'a Yapıştırın Bunun İçin Dosya-Url Aç Yapmanız Yeterli.<br />
<br />
ark. ben size media playerde izlemenizi öneririm tvants açık kalacak program öyle izleyebilirsiniz ii seyirler <br />
<br />
tvants'dan da izleyebirsiniz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Maçını İzlemek İçin;<br />
<br />
Linkler sadece üyeler içindir<br />
Üye iseniz  buradan giriş yapın , üye değilseniz buradan kayıt olun <br />
<br />
Programı Yükleyin(Boyutu 2,8MB) Daha Sonra Yüklediğiniz Programı Kurun.<br />
Kurulum Bittikten Sonra TVAnts Adlı Programı Çalıştırın. Ligtv'yi İzleyebilmek İçin Dubaidevesi TV'yi Açmanız Gerekiyor. Direkt Olarak Bulmak İçin Programda Kanal Arama Bölümüne DubaiDevesi Yazmanız Yeterli Çıkan Kanalı Çift Tıklayın 3-5 DK. Bekleyin. Buffering Dolması İçin Sonra Açılacaktır. Şuan Ben İzliyorum. Tarafımdan Denenmiştir Yani.<br />
Saygılar...<br />
Windows Media Player İle İzlemek İçin ;<br />
Verdiğim Programı Yani <br />
Linkler sadece üyeler içindir<br />
Üye iseniz  buradan giriş yapın , üye değilseniz buradan kayıt olun <br />
<br />
 Yükledikten Sonra http://localhost:16900/1.asf Linki Media Player'a Yapıştırın Bunun İçin Dosya-Url Aç Yapmanız Yeterli.<br />
<br />
ark. ben size media playerde izlemenizi öneririm tvants açık kalacak program öyle izleyebilirsiniz ii seyirler <br />
<br />
tvants'dan da izleyebirsiniz]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yoksun yine lanet olsun]]></title>
			<link>http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3466</link>
			<pubDate>Wed, 30 Jul 2008 14:11:56 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3466</guid>
			<description><![CDATA[<br />
Üzerime devirip dağ gibi hüzünleri<br />
böyle çekip gitmek var mıydı?<br />
var mıydı böyle bitirmek?<br />
hani söz vermiştik birbirimize<br />
kaç zaman geçti aradan<br />
sen yoksun<br />
sana sığındığım geceler<br />
alevleri gökyüzünde<br />
bir kumsal ateşiydi günahları yaktığımız.<br />
ve kan rengi şarapla yıkanmış<br />
bir hasret şimdi göğsümüze taktığımız.<br />
bilirim dönmeyeceksin artık<br />
uzun zaman oldu<br />
belki çoktan unuttun.<br />
adın kaldı soğuk duvarlarında odamın<br />
sigara paketlerinde şiirlerin<br />
resimlerin bana gülen<br />
cüzdanımda saç telin<br />
bir veda o geceden aklımda kalan<br />
kekremsi bir tat<br />
bir med cezir yüreğimde<br />
ben vurgun yemiş bir yaralı<br />
gemiler bana taşır bütün aşk yorgunlarını<br />
sen yoksun....<br />
hayatımın ilkbaharında tanısaydım seni<br />
yasak umutlara ve acılara inat<br />
buruk bir şarap tadında olsaydı sevdamız<br />
yıllandıkça güzelleşen<br />
ve sen şiirler okusaydın geceleri<br />
saçlarımı okşarken<br />
ellerimi tutsaydın ansızın<br />
yüreğim eriseydi gözlerinde<br />
yansaydım ateşinden<br />
sen ağlasaydın mutluluktan<br />
ben ölseydim<br />
yalnızca beni sevdiğini bilseydim.<br />
seviyorum deseydin<br />
bir kere söyleseydin<br />
yanmazdım<br />
yanmazdım böyle çekip gitmeseydin....<br />
bir veda o geceden aklımda kalan<br />
bir günah belki yasak<br />
yanımda olsan şimdi hiç konuşmasak<br />
ağlasak bin kere pişman olsak<br />
sonra yine bozsak yeminleri<br />
sarılsak sımsıkı<br />
öylece kalsak...<br />
gittin..<br />
kim bilir kaç deli sevda sığdırdın yüreğine<br />
ışığa üşüşen pervaneler gibi sardılar seni<br />
körkütük aşkların ortasına düştün<br />
yalanların pençesine<br />
belki bir gün bir gece<br />
dar bir vakitte belki<br />
hiç beklemezken seni gelirsin diye<br />
ben hala buradayım<br />
sen yoksun<br />
lanet olsun.<br />
 <br />
Alıntı....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
Üzerime devirip dağ gibi hüzünleri<br />
böyle çekip gitmek var mıydı?<br />
var mıydı böyle bitirmek?<br />
hani söz vermiştik birbirimize<br />
kaç zaman geçti aradan<br />
sen yoksun<br />
sana sığındığım geceler<br />
alevleri gökyüzünde<br />
bir kumsal ateşiydi günahları yaktığımız.<br />
ve kan rengi şarapla yıkanmış<br />
bir hasret şimdi göğsümüze taktığımız.<br />
bilirim dönmeyeceksin artık<br />
uzun zaman oldu<br />
belki çoktan unuttun.<br />
adın kaldı soğuk duvarlarında odamın<br />
sigara paketlerinde şiirlerin<br />
resimlerin bana gülen<br />
cüzdanımda saç telin<br />
bir veda o geceden aklımda kalan<br />
kekremsi bir tat<br />
bir med cezir yüreğimde<br />
ben vurgun yemiş bir yaralı<br />
gemiler bana taşır bütün aşk yorgunlarını<br />
sen yoksun....<br />
hayatımın ilkbaharında tanısaydım seni<br />
yasak umutlara ve acılara inat<br />
buruk bir şarap tadında olsaydı sevdamız<br />
yıllandıkça güzelleşen<br />
ve sen şiirler okusaydın geceleri<br />
saçlarımı okşarken<br />
ellerimi tutsaydın ansızın<br />
yüreğim eriseydi gözlerinde<br />
yansaydım ateşinden<br />
sen ağlasaydın mutluluktan<br />
ben ölseydim<br />
yalnızca beni sevdiğini bilseydim.<br />
seviyorum deseydin<br />
bir kere söyleseydin<br />
yanmazdım<br />
yanmazdım böyle çekip gitmeseydin....<br />
bir veda o geceden aklımda kalan<br />
bir günah belki yasak<br />
yanımda olsan şimdi hiç konuşmasak<br />
ağlasak bin kere pişman olsak<br />
sonra yine bozsak yeminleri<br />
sarılsak sımsıkı<br />
öylece kalsak...<br />
gittin..<br />
kim bilir kaç deli sevda sığdırdın yüreğine<br />
ışığa üşüşen pervaneler gibi sardılar seni<br />
körkütük aşkların ortasına düştün<br />
yalanların pençesine<br />
belki bir gün bir gece<br />
dar bir vakitte belki<br />
hiç beklemezken seni gelirsin diye<br />
ben hala buradayım<br />
sen yoksun<br />
lanet olsun.<br />
 <br />
Alıntı....]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[üç güne kalmaz boynuzlarım çıkar]]></title>
			<link>http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3465</link>
			<pubDate>Wed, 30 Jul 2008 12:56:10 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3465</guid>
			<description><![CDATA[Kurban bayramı arefesinde mini etekli asırı dekolte giyinmis bir bayan,o vaziyette kurban pazarına kurban almaya gitmis.<br />
pazara girer girmez degil İnsanlarin, kurbanlık davarların bile dikkatini çekmiş<br />
uyanığın biri<br />
- buyrun hanımefendi bir arzunizmi var <br />
bayan cilveli,cilveli sırıtarak<br />
- kurbanlık bakıyorum <br />
adam bir dudağı yerde, bir dudağı gökte <br />
- kurbanı nedecahsin ben sahan kurban olurum deyince<br />
kadında,<br />
- hani senin boynuzların yok demiş<br />
- valla sen beni alırsan üç güne kalmaz boynuzlarim çıkar demiş    <br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kurban bayramı arefesinde mini etekli asırı dekolte giyinmis bir bayan,o vaziyette kurban pazarına kurban almaya gitmis.<br />
pazara girer girmez degil İnsanlarin, kurbanlık davarların bile dikkatini çekmiş<br />
uyanığın biri<br />
- buyrun hanımefendi bir arzunizmi var <br />
bayan cilveli,cilveli sırıtarak<br />
- kurbanlık bakıyorum <br />
adam bir dudağı yerde, bir dudağı gökte <br />
- kurbanı nedecahsin ben sahan kurban olurum deyince<br />
kadında,<br />
- hani senin boynuzların yok demiş<br />
- valla sen beni alırsan üç güne kalmaz boynuzlarim çıkar demiş    <br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[hayata dair ders alınacak üç fıkra!..]]></title>
			<link>http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3464</link>
			<pubDate>Wed, 30 Jul 2008 12:54:02 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.halkiletisim.net/showthread.php?tid=3464</guid>
			<description><![CDATA[ <br />
<br />
3 fıkra ve hayata dair ders!<br />
<br />
<br />
Ders 1: Adamın biri tam duşa girmek üzeredir ve karısı da duşunu almış olarak kabinden çıkmaktadır ki, kapının zili çalar. Kapıya kimin <br />
bakacağı konusunda ufak bir tartışma sonrasında kadın pes eder.<br />
Üzerine bir havlu alarak merdivenleri aşağı iner ve kapıyı açar. Gelen<br />
<br />
eşinin arkadaşı x'tir. Kadın daha selam veremeden x "havlunuzu <br />
üzerinizden yere düşürürseniz size anında 300 Euro veririm" der. Kadın<br />
<br />
bir müddet tereddüt eder, ancak havlunun düğümünü açarak havlunun <br />
düşmesini sağlar. X ona bakar ve 300 Euro verir ve söze devam eder:<br />
"Antrede doğabilecek ufak bir tensel yakınlık için size 500 Euro daha <br />
verebilirim, hem de derhal" der. Önce şaşkın, fakat daha sonra <br />
adrenalinin verdiği heyecan ve alacağı para ile yapabileceklerinin <br />
anlık hayaliyle kısa bir duraksamadan sonra kabul eder. Yaşamış olduğu<br />
<br />
olayın ve kısacık bir süre içerisinde edinmiş olduğu ufak servetin <br />
heyecanıyla merdivenleri yukarı çıkarak banyoya geri döner. Hala duşta<br />
<br />
olan eşi ona kimin geldiğini sorar. "Arkadaşın x" diye cevap verir <br />
kadın. "Çok iyi, ona borç verdiğim 800 Euro'yu getireceğini <br />
söylemişti, onu getirdi o zaman." 1. hikayeden çıkartılacak ders :<br />
Eğer bir ekipte çalışıyorsanız bilgiyi saklamayın, paylaşın. Karar <br />
mekanızmasında belirleyici olabilir. Böylece yanlış anlaşılmaların ve <br />
dışarıya karşı kötü duruma düşmenin önüne geçebilirsiniz.<br />
<br />
<br />
Ders 2 : Aracının direksiyonuna geçip kiliseye gitmek üzere yola <br />
koyulan rahip yolda yürümekte olan bir rahibeye rastlar. Aracını <br />
durdurur ve kiliseye kadar onunla gelmek isteyip istemediğini sorar.<br />
Kadın arabaya biner ve bacak bacak üstüne attığında bacaklarının <br />
güzelliği ortaya çıkar. Rahibin gözü kayar ve bakayım derken kısa bir <br />
süre için aracın kontrolünü kaybeder. Aracı tekrar kontrol altına <br />
aldıktan sonra sağ elini rahibenin bacağı üstüne koyar. Rahibe ona bakar ve şöyle der : "Rahip, 129. ayeti hatırlıyor musunuz ?" Utançtan<br />
<br />
kıpkırmızı olan rahip derhal elini çekerek rahibeye özürlerini <br />
sıralar. Bir müddet sonra aklı tekrar karışır ve rahibenin bacağına <br />
tekrar dokunur vites değiştirme bahanesiyle ve rahibe aynı soru ile <br />
karşılık verir : "Rahip 129. ayeti hatırlıyor musunuz ?" Utancından <br />
yine kızaran rahip elini çeker ve "afedersin kardeşim, insanoğlu zayıf<br />
<br />
düşebiliyor" der. Kiliseye vardıklarında rahibe arabadan iner ve tek <br />
kelime söylemeksizin, ancak çok manalı bir bakış fırlatarak kaybolur.<br />
Rahip aceleyle içeriye koşturur ve bir İncil alarak 129. ayeti açar <br />
okumak için 129. ayet şöyle demektedir : İleriye gidiniz, daha <br />
yukarlarda arayınız. Orada güzellikler bulacaksınız. 2. hikayeden <br />
çıkartılacak ders : Görev alanınızla ilgili her zaman bilgili olun, <br />
aksi taktirde fırsatları kaçırabilirsiniz.<br />
<br />
<br />
<br />
Ders 3. Pazarlamacı, şef sekreter ve personel müdürü bir öğlen paydosunda lokantaya doğru yürümektedirler. Parktaki banklardan <br />
birinin üzerinde sihirli bir lamba bulurlar. Lambayı ovarlar ve <br />
gerçekten de lambadan cin çıkar. "Aslında kişiye 3 dilek hakkı <br />
veriyorum ama sizler üç kişi olduğunuz için hepinizin birer dileğini <br />
gerçek yapacağım" der cin. Şef sekreter arsızca atılarak "önce ben"<br />
diyerek sıranın önüne yerleşir. "Bahamalarda, muhteşem bir sahilde <br />
tatil yapmak istiyorum. Tatilim hiç bitmesin ve hiçbir dert hayatıma <br />
girmesin" diye dileğini ifade eder. Ve hoop, ortadan kaybolur. Şimdi <br />
de pazarlamacı atılır ve "şimdi sıra bende" der. "Hayallerimdeki <br />
kadınla Tahiti sahillerinde Pina Colada içmek istiyorum" der ve hoop, <br />
o da ortadan kaybolur. "Şimdi sıra sende" der cin Personel Müdürüne.<br />
"İkisini de öğleden sonra işlerinin başında görmek istiyorum" der <br />
personel müdürü. 3. hikayeden çıkartılacak ders : Üstünüz olan birinin<br />
<br />
her zaman için önce konuşmasına izin verin.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <br />
<br />
3 fıkra ve hayata dair ders!<br />
<br />
<br />
Ders 1: Adamın biri tam duşa girmek üzeredir ve karısı da duşunu almış olarak kabinden çıkmaktadır ki, kapının zili çalar. Kapıya kimin <br />
bakacağı konusunda ufak bir tartışma sonrasında kadın pes eder.<br />
Üzerine bir havlu alarak merdivenleri aşağı iner ve kapıyı açar. Gelen<br />
<br />
eşinin arkadaşı x'tir. Kadın daha selam veremeden x "havlunuzu <br />
üzerinizden yere düşürürseniz size anında 300 Euro veririm" der. Kadın<br />
<br />
bir müddet tereddüt eder, ancak havlunun düğümünü açarak havlunun <br />
düşmesini sağlar. X ona bakar ve 300 Euro verir ve söze devam eder:<br />
"Antrede doğabilecek ufak bir tensel yakınlık için size 500 Euro daha <br />
verebilirim, hem de derhal" der. Önce şaşkın, fakat daha sonra <br />
adrenalinin verdiği heyecan ve alacağı para ile yapabileceklerinin <br />
anlık hayaliyle kısa bir duraksamadan sonra kabul eder. Yaşamış olduğu<br />
<br />
olayın ve kısacık bir süre içerisinde edinmiş olduğu ufak servetin <br />
heyecanıyla merdivenleri yukarı çıkarak banyoya geri döner. Hala duşta<br />
<br />
olan eşi ona kimin geldiğini sorar. "Arkadaşın x" diye cevap verir <br />
kadın. "Çok iyi, ona borç verdiğim 800 Euro'yu getireceğini <br />
söylemişti, onu getirdi o zaman." 1. hikayeden çıkartılacak ders :<br />
Eğer bir ekipte çalışıyorsanız bilgiyi saklamayın, paylaşın. Karar <br />
mekanızmasında belirleyici olabilir. Böylece yanlış anlaşılmaların ve <br />
dışarıya karşı kötü duruma düşmenin önüne geçebilirsiniz.<br />
<br />
<br />
Ders 2 : Aracının direksiyonuna geçip kiliseye gitmek üzere yola <br />
koyulan rahip yolda yürümekte olan bir rahibeye rastlar. Aracını <br />
durdurur ve kiliseye kadar onunla gelmek isteyip istemediğini sorar.<br />
Kadın arabaya biner ve bacak bacak üstüne attığında bacaklarının <br />
güzelliği ortaya çıkar. Rahibin gözü kayar ve bakayım derken kısa bir <br />
süre için aracın kontrolünü kaybeder. Aracı tekrar kontrol altına <br />
aldıktan sonra sağ elini rahibenin bacağı üstüne koyar. Rahibe ona bakar ve şöyle der : "Rahip, 129. ayeti hatırlıyor musunuz ?" Utançtan<br />
<br />
kıpkırmızı olan rahip derhal elini çekerek rahibeye özürlerini <br />
sıralar. Bir müddet sonra aklı tekrar karışır ve rahibenin bacağına <br />
tekrar dokunur vites değiştirme bahanesiyle ve rahibe aynı soru ile <br />
karşılık verir : "Rahip 129. ayeti hatırlıyor musunuz ?" Utancından <br />
yine kızaran rahip elini çeker ve "afedersin kardeşim, insanoğlu zayıf<br />
<br />
düşebiliyor" der. Kiliseye vardıklarında rahibe arabadan iner ve tek <br />
kelime söylemeksizin, ancak çok manalı bir bakış fırlatarak kaybolur.<br />
Rahip aceleyle içeriye koşturur ve bir İncil alarak 129. ayeti açar <br />
okumak için 129. ayet şöyle demektedir : İleriye gidiniz, daha <br />
yukarlarda arayınız. Orada güzellikler bulacaksınız. 2. hikayeden <br />
çıkartılacak ders : Görev alanınızla ilgili her zaman bilgili olun, <br />
aksi taktirde fırsatları kaçırabilirsiniz.<br />
<br />
<br />
<br />
Ders 3. Pazarlamacı, şef sekreter ve personel müdürü bir öğlen paydosunda lokantaya doğru yürümektedirler. Parktaki banklardan <br />
birinin üzerinde sihirli bir lamba bulurlar. Lambayı ovarlar ve <br />
gerçekten de lambadan cin çıkar. "Aslında kişiye 3 dilek hakkı <br />
veriyorum ama sizler üç kişi olduğunuz için hepinizin birer dileğini <br />
gerçek yapacağım" der cin. Şef sekreter arsızca atılarak "önce ben"<br />
diyerek sıranın önüne yerleşir. "Bahamalarda, muhteşem bir sahilde <br />
tatil yapmak istiyorum. Tatilim hiç bitmesin ve hiçbir dert hayatıma <br />
girmesin" diye dileğini ifade eder. Ve hoop, ortadan kaybolur. Şimdi <br />
de pazarlamacı atılır ve "şimdi sıra bende" der. "Hayallerimdeki <br />
kadınla Tahiti sahillerinde Pina Colada içmek istiyorum" der ve hoop, <br />
o da ortadan kaybolur. "Şimdi sıra sende" der cin Personel Müdürüne.<br />
"İkisini de öğleden sonra işlerinin başında görmek istiyorum" der <br />
personel müdürü. 3. hikayeden çıkartılacak ders : Üstünüz olan birinin<br />
<br />
her zaman için önce konuşmasına izin verin.]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>